22 Aralık 2011 Perşembe

Fransa'nın yaptığı soykırımlar vahşetler sömürgeleri katliamlar

. 22 Aralık 2011 Perşembe

Şimdi Fransa soykırımla suçlanıyor. Fransa’nın 1994′te, Ruanda’da yapılan, 800 bin kişinin öldüğü soykırıma faal olarak katıldığına yönelik ithamların bugün ilk defa resmiyet kazanacağı duyuruldu.

Belçika basını, bugün Ruanda’da açıklanacak olan bir rapor çerçevesinde, Fransa’nın bu ülkede, 1994′te yapılan soykırıma faal olarak katıldığına yönelik ithamların ilk defa resmiyet kazanacağını duyurdu.

BM verilerine göre 1994 yılının haziran-ağustos döneminde Ruanda’da 800 bin Tutsi ve ılımlı Hutu’nun ölümüyle sonuçlanan soykırım hakkında bir araştırma komisyonu oluşturulmuştu.

FRANSIZ ASKERİ BİRİMLERİ SOYKIRIMI HAZIRLAMIŞ

Kapsamlı araştırma ve sorgulamaların ardından çalışmalarını tamamlayan ve bugün raporunu resmen açıklaması beklenen komisyonun vardığı sonuçlara göre, bölgedeki “insani yardım operasyonlarına” katılan Fransız askeri birimleri, soykırıma doğrudan destek vermekle suçlanıyor.




Komisyonun 500 sayfalık raporunda, Fransa’nın soykırım hazırlıklarından haberdar olduğu, bu hazırlıklara katıldığı, cinayetlerde faal rol oynadığı belirtiliyor.
Raporda Fransa ayrıca, soykırımcılara istihbarat, strateji, askeri eğitim desteği sağlamakla, “öldürülecek kişilerin listesinin belirlenmesine katkıda bulunmakla”, “silah temin etmekle” suçlanıyor.

SOYKIRIM SUÇLAMASINA RESMİYET KAZANDIRMAMAK İÇİN BASKI YAPTILAR

Ruanda Araştırma Komisyonu’nun, “AB Dönem Başkanı” Fransa’yı resmen suçlayan raporunun “bomba tesiri yapacağı” ifade ediliyor. Komisyon, raporunda, Ruanda hükümetine, “Fransa devletine karşı uluslararası kurumlarda suç duyurusunda bulunmasını ve dava açmasını” öneriyor.

Fransa, çeşitli yöntemlerle Ruanda hükümetine baskılar yaparak söz konusu soykırım suçlamalarına resmiyet kazandırılmaması için çaba harcıyordu. Uzmanlar, Ruandalıların bu baskılara boyun eğmediklerini, gerçeklerin ortaya çıkmasından yana tavır koyduklarını ifade ediyorlar.

'Fransa'nın Cezayir'deki soykırımı hâlâ sürüyor, ancak özür bile dilemiyor'.

Parlamentosunda bugün sözde Ermeni Soykırımı'nı inkar edenlerin para ve hapis cezası almasını öngören yasaya oylayacak olan Fransa'nın, Cezayir'de işlediği soykırım ve gerçekleştirdiği katliamın izleri bugün hâlâ sürüyor. Cezayirli düşünürlere göre sömürge yönetimi boyunca nüfusu 9 milyondan 1,5 milyona düşen Cezayir'de sayısız katliama imza atan Fransa'nın, toprak altına döşenen mayınlar, elektrikli teller ve özellikle de burada yaptığı nükleer denemeler bugün hala kayıplara sebep oluyor. Cezayirli ünlü gazetecilerden Cezayir Gazeteciler Cemiyeti eski Başkanı Abdunnur Buhemhem de Cezayir halkının, sömürge yıllarından kalan çile ve ıstıraplarının bugün hâlâ devam ettiğini belirtiyor.

Fransa'nın Cezayir'de işlediği katliamlara ilişkin Cihan Haber Ajansı'na önemli açıklamalarda bulunan Buhemhem, Fransa’nın 1960’lı yıllarda nükleer silah elde etmesinin ardından Cezayir topraklarında gerçekleştirdiği nükleer denemeler sonucunda meydana gelen ölüm, hastalık ve fiziksel dezenformasyonlara maruz kalan Cezayirlilerin sayısının 100 bini geçtiğini hatırlatıyor.

Fransız askerlerinin Cezayirli direnişçilere dış yardımı ve silah tedarikini engellemek amacıyla, ülkenin batısından başlayıp Tunus sınırına kadar olan bin 500 kilometre boyunca elektrik kabloları döşediğini belirten ünlü gazetesi, ayrıca sınıra yakın birçok bölgede mayınlar gömüldüğünü aktarıyor. Abdunnur Buhemhem, “Fransa, bu bölgeleri mayınlardan temizlemediği, daha da önemlisi, mayınların yerlerini gösteren haritaları Cezayirli yetkililere vermeyi reddettiği için bugün hâlâ birçok vatan evladı bunlara kurban gitmektedir” diye konuşuyor.

Fransız sömürgesinin kültürel boyutuna da değinen Abdunnur Buhemhem, “Fransızlar, ülkemizin Osmanlı dönemi ve öncesine ait bütün belge ve arşivleri alıp ülkelerine götürdükleri gibi Cezayir’de Arapça okuma ve yazmayı yasaklamışlardı. Öyle ki sömürge yıllarında Arapça okuma-yazma oranı yüzde 90’lara kadar gerilemişti." diye vurguluyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy’nin 2006 yılında Cezayir’i ziyareti esnasında sarf ettiği “Cezayir’deki Fransız sömürge sistemi bir hata olduğu gibi Cumhuriyetimizin üzerine kurulduğu üç prensibe de aykırıydı; hürriyet, adalet ve kardeşlik.” sözlerini anımsatan Cezayirli gazeteci, buna rağmen Fransa’nın, 1830’den 1962’ye kadar süren sömürge yılları arasında işledikleri “soykırımı” hâlâ resmî olarak kabullenmediği, bunun için özür dilemediği ve olaylarda zarar gören ailelere tazminat ödemeği reddettiğini hatırlatıyor. Abdunnur Buhemhem, halk ve hükümet olarak, Cezayir’in Fransa’dan bunu istemesinin en doğal hakkı ve Fransa’nın da bu talepleri karşılamasının bir insanlık, uygarlık, demokrasi ve insanlık borcu olduğunun altını çiziyor.

Fransa'da bugün oylanacak olan Ermeni tasarısını da değerlendiren Cezayirli gazeteci, Fransa’nın ilkesel ve insanî kaygılar nedeniyle konuya yaklaşmadığını, politik ve pragmatik davrandığını düşünüyor. Ünlü gazeteci, “Fransa, tâ başından beri Türkiye’nin AB’ye üye olmasına karşın, ayrıca Ortadoğu’da her gün giderek artan Türk rolünden de rahatsız. Her şeyden önemlisi, Fransa kendi eski sömürge bölgelerinde, yani Afrika’da, Türkiye’nin ekonomik varlığından son derece rahatsız" yorumunu yapıyor.

Fransa ve Batılı devletlerin, bugüne kadar “demokrasi ve insan hakları” gibi kartları kullanarak Türkiye politikalarına karşı rahatsızlığını dile getirdiğini ve bunları baskı aracı olarak kullandığını vurgulayan Abdunnur Buhemhem, “Ancak, AK Parti yönetiminde, son 10 yıl içerisinde, demokrasi, sivil siyaset ve insan hakları alanında çok büyük mesafeler alan Türkiye, Fransa’nın ve Batılı devletlerin kartlarını elinden aldı. Klasik kartlarını kaybedenler, şimdi baskı yapmak için alternatif kartlar arıyorlar, bunlardan biri de ermeni dosyası” diye kaydediyor.




karamanvakfi.com
Share this Article now on :
ARTIKEL YANG BERHUBUNGAN :


0 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Popüler Yayınlar